Saat Sergisi İzlenimlerim

Bu yazımda sizlere, 23 Aralık 2012 tarihinde ziyaret ettiğim “Swiss Time in İstanbul İsviçre Saatleri Sergisi” ile ilgili izlenimlerimi aktarmak istiyorum. Rolex, Hermes, Zenith, Ellicott 1738, Edox, Tag Heuer, Bulova, Perrelet başta olmak üzere bir çok saat markası sergiye katıldı. Her birisi sanat eseri olan saatleri yakından inceleme fırsatım oldu. Gerçi feribot seferlerinin iptal edildiğine dair cep telefonuma İDO’dan gelen mesajla, biraz acele etmek zorunda kalsam da saatleri inceleme fırsatım oldu.

Bana göre 8. sanat olan saat yapımına, ülkemizde gereken önemin verilmesi gerekmekte. Özellikle kıt imkanlarla tutukluk yapmayan silahların yapıldığı Karadeniz Bölgesi’nde saat imalathanelerinin açılması eminim ki İsviçre saatlerinden daha orijinal saatlerin ve saat teknolojilerinin ortaya çıkmasını sağlayacaktır. Neyse biz saatlere geçelim.

Bu yazımda bahsetmek istediğim birinci saatin adı Hermes Arceau Le Temps Suspendu. Saat gösterimini durdurma, indekslerin saat 12.30 hizasında duraklaması, tek tuşla yeniden saat gösteriminin başlatılabilmesi ve zamanın sıradışı algısı gibi orijinal özellikleri nedeniyle Genova Watchmaking Grand Prix’11 En İyi Erkek Saat Ödülü ve Montres Passion Dergisi’nin “2011 Yılının Saati” gibi 2 büyük ödülü alan bu saati tanıtan aşağıdaki videoyu hazırladım. Saatle ilgili olarak beni bilgilendiren Aydın Saat Pazarlama İletişimi Müdürü Eda DENİZ Hanım’a da teşekkür ederim.

Videoda da görüldüğü gibi zaman duraksamadan ilerlemesine devam ederken saat üzerindeki ibreler gizleniyor ve kadrandan kayboluyor. Basit ve eğlenceli duruşunun ardında, kullanıcının zamanı unutmasını sağlayan, mili, dişlileri ve katmanları ile oldukça karmaşık bir mekanizmaya sahip. Mekanizma, dondurulan zaman ve akan zaman arasındaki geçişlerin  eş zamanlı ve otomatik olarak değiştirilmesini sağlayan ek bir modül ile oluşturulmuş. Akan zaman ve durdurulan zaman safhaları senkronize edilmiş iki kolon çarkı ile koordine edilmekte; bunlardan birisi saati ilerletirken diğeri ise dakikalarla birlikte tarihi ilerletmekte. 360 derece retrograt saat ve dakika mekanizmaları, saatin ilerleyişini engellemeksizin görülemez hale getirilebilir ve düğmesine basılarak kolaylıkla yeniden görülebilir hale getirilebilir.

Fiyatı : 38.000 CHF, Türk Parasıyla: 76.000 TL

Kaynak: Saatolog 2012, Sayfa 187

Hermes Arceau Le Temps Suspendu

ellicot

Ellicot

Beni şaşırtan başka bir saat markası ise Ellicott 1738 oldu. Saatlerle o kadar haşır neşir olduğum halde bu markanın saatlerine ilk defa bu sergide rastladım. Bu kadar kaliteli saatlere Saatolog 2012 kataloğunda, saat dergilerinde ve saatlerle ilgili forum sitelerinde rastlamamıştım. Bu durumu stant görevlisine sorduğumda firmalarının farklı bir reklam çizgisinin olduğunu ifade eden cümleler kullandı. Böyle kaliteli bir saat hakkında internette çok az bilgi olması bu markaya olan ilgi mi daha da arttırdı.

Bahsetmek istediğim üçüncü saat Perrelet Turbine. Saatle ilgili aşağıdaki, hazırlamış olduğum videodan gerekli bilgiyi edinebilirsiniz.

Fotoğraf www.perrelet.com internet sitesinden alınmıştır.

Fotoğraf www.perrelet.com internet sitesinden alınmıştır.

11 kanatlı üst rotorun yuvarlak hatlarıi inceden bir denizaltı pervanesini andırıyor.

PERRELET SAATLERİ HAKKINDA: Saatçi Abraham Louis Perrelet 1770 yılında cep saatleri için otomatik kurmalı mekanizmayı buldu. Kullanıcısı hareket ederken içine yerleştirilmiş olan ağırlığın aşağı ve yukarı hareketiyle kuruluyordu. 15 dakika yürüyüş ile 8 gün boyunca tekrar kurmaya gerek kalmadan çalışabiliyordu.Otomatik sistem kadar ünlü olan “Çift Rotor” mekanizması da 1955 yılında Perrelet firması tarafından bulunmuştur.
Perrelet aynı zamanda 1780 ylında ilk pedometreyi(adımölçer) de icat ett. Bu sayede adımları ve yürüyüş mesafesini ölçebiliyordu.
Kaynak : Saatolog 2012 Sayfa 311

Fotoğraf http://coolluxurywatches.blogspot.com internet sitesinden alınmıştır.

Dikkatimi çeken son saat ise devrim yaratan “tuning fork” (diyapazon) teknolojisi ile zamanı ölçen Dünyanın ilk tam elektronik saati Bulova Accutron.

Kaynak : “Swiss Time in İstanbul İsviçre Saatleri Sergisi” Kitapçığı

Saatlerle ilgili bazı terimler ;

İndeks : Gösterge
Kadran : Saat, pusula vb. araçlarda, üzerinde yazı, rakam veya başka işaretler bulunan düzlem
Retrograt Gösterge :  Retrograt gösterge; zamanı tam bir daire hareketiyle değil, kısmi yaylar üzerindeki skalalar ile takip eder. Kol, yay şeklindeki hareketini tamamladığında tekrar başlangıç noktasına geri döner.
Perpetual Takvim : Bu takvim modülüne sahip bir saat; otomatik olarak farklı ay uzunluklarını, artık yılları ve ikinci bir yüzyılı 2010 yılında sonlanacak olanda dikkate alarak takvim ayarlamaları yapar. Bir perpetual takvim genellikle tarih, ay ve 4 yıllık döngüyü gösterirken bazıları da haftanın günleri ve ayın durumunu da gösterebilir.

İhanete Uğramış Dâhi – Nicola TESLA

130209tesla-229x300

 

Aşağıda Nicola Tesla hakkında Popular Science ve Geo Dergilerinden derlediğim yazıyı paylaşıyorum. Özellikle Popular Science Dergisindeki yazı çok çok ilginizi çekecektir. Yazıyı okuyunca elektriği Edison’un, telsizi Markoni’nin ve röntgen ışınlarını William Röntgen’in bulmadığını göreceksiniz. 

Geo Dergisinde Yayınlanan Yazı:

 

Tüm zamanların en büyük mucitlerinden biriydi. 1885 yılında ABD’ye göç eden Sırp asıllı Hırvat Nikola Tesla, rakibi Thomas Alva Edison kadar patent kaydettirdi. Ama fikirlerinin hak ettiği karşılığı asla alamadı. Tesla tekrar tekrar maddi kazancından edildi. Tam da bu yüzden bugün neredeyse kültleşti.

ABD’ye göç eden Sırp asıllı Hırvat Nikola Tesla, 1891 yılının bir akşamı gösterisini parmaklarını şıklatarak başlatıyor: Akabinde elinde kızıl bir ateş topu beliriyor. Uzun boylu adam alevleri sakince önce beyaz frakı, sonra da ortadan ayırdığı siyah saçları üzerinde gezdiriyor.

Büyücü sonunda gizemli alevi izleyicilerin şaşkın bakışları arasında bir ahşap kutuya kaldırıyor. “Şimdi size günışığı yaratacağım” diye sesleniyor Tesla. New York’taki South Fifth Avenue’da, aslında laboratuar olarak kullandığı gösteri salonu mucizevi bir ışığa boğuluyor. Mucit şimdi de bir elektrik üretecine bağlı platforma atlıyor. Ayar düğmesini, bedeni iki milyon voltluk bir gerilimle yüklenene dek çeviriyor. Deşarj olan elektrik cızırdayarak tüm bedenini sarıyor. Ellerinden şimşekler ve alevler fışkırıyor. Tesla gerilimi sıfırladığında çevresinde hâlâ mavimsi bir halenin parıldadığını hatırlayacaktır bazıları.

“Elektriğin büyücüsü” New York’un sosyetesini sahne şovlarıyla büyülemeyi ve gazetecilere geliştirdiği elektrik sisteminin ne denli güçlü ve güvenli olduğunu göstermeyi seviyor. Gösterileriyle, nereden bakarsanız bakın, aslında bütün dünyanın elektriğe kavuşturulması savaşının propagandasını yapıyor.

Bu Tesla’nın aynı zamanda (isteksizce de olsa) kendisi kadar şöhretli başka bir mucide karşı verdiği bir savaş. Söz konusu adam, mizacı itibariyle Tesla’nın tam zıddı bir yapıya sahip: Thomas Alva Edison – fütursuz, kurnaz ve girişimci.

Amerikalıya göre Tesla bir “bilim şairinden” başka bir şey değildir; bir teorisyen ve fikirleri “müthiş ama son derece yararsız ” olan şanssız bir zanaatkâr. Edison, bir buluşun değerini, şirketine sağladığı kârla ölçer. Oysa Tesla sadece parayla ilgilenmez.

Okumaya devam et

Dahilerin Yanlış Tahminleri

billÇeşitli kaynaklardan okuduğum ve not aldığım, söylendiğinde normal karşılanan ama günümüzde gülünç gelen tahminler ve tarihleri umarım sizlerin de ilgisini çeker.

 

 

 

Petrol pis kokulu yapış yapış ve hiçbir işe yaramayan bir sıvıdır. (Bilimler Akademisi)

Bilgisayar teknolojisi 1949’da doruk noktasına vardı. (Bilgisayar bilimcisi John Von Neumann)

İnternetten para kazanmamız mümkün değil. (Bill Gates)

Arama motorlarından para kazanmak mümkün değil. (Yahoo yetkilileri tarafından, 1990’ların sonunda yeni bir arama teknolojisi satmak üzere kendileriyle görüşmeye gelen şimdiki Google firmasının 2 kurucusuna söylenmiştir.)

Hiç kimse telefon kullanmaz. (1877 – Rutherford B. Hayes, 19. ABD Başkanı – Daha sonra Beyaz Saray’a telefon bağlattı. Telefon numarası “1”di.)

Geleceğin bilgisayarları 1,5 ton ağırlığında olacak. (1949 – Populer Mechanics Dergisi) O zamanlar bilgisayarlar 100 ton ağırlığındaydı ve küçük bir şehir kadar elektrik tüketiyordu.

Televizyon kabul görmeyecek. (1946 – Darryl Zanuck- Film yapımcısı)

Uydular ne iletişimde işe yarar ne de veri aktarımında. (1961 – T.A.M Federal İletişim Komisyonu, FCC)

Telefon kablosundan belge aktarmak mı? Okumaya devam et

Ağırlığımız Her Zaman Aynı Mıdır?

Fotoğrafın orijinal bağlantısı : http://eqseis.geosc.psu.edu/~cammon/HTML/Classes/IntroQuakes/Notes/plate_tect01.html

Fotoğrafın orijinal bağlantısı : http://eqseis.geosc.psu.edu/~cammon/HTML/Classes/IntroQuakes/Notes/plate_tect01.html

Ekvatordaki kuyumcudan altın alıp, kutuplardaki kuyumcuda bozdurmak gerekli diye düşündüm bu yazıyı okuyunca.

Ekvator ile Kutuplardaki ağırlıklarımız çok az da olsa farklıdır. Kutuplardaki ağırlığımız ekvatorda ağırlığımızdan daha fazladır. Çünkü manyetik alan kuvvet çizgileri kutuplara yaklaştığımızda sıklaşığı için yer çekimi de artar. Aynı durum Everest Dağı ile Akdeniz kıyısı için de geçerlidir. Everest Dağı Dünya’nın çekirdeğinden uzak olduğu için ağırlığımız burada Akdeniz kıyılarına göre birazcık daha azdır.

Araştıran : Cemal KESİK

Yapılamayan Teftiş

Önce wikipedi’den paradoksun anlamını vererek soruya başlayalım;

Paradoks, görünüşte doğru olan bir ifade veya ifadeler topluluğunun bir çelişki yaratması veya sezgiye karşı bir sonuç yaratmasıdır. Çoğunlukla, çelişkili görünen sonuç veya sonuçların aslında çelişkili tarafları vardır. Paradoks teriminin karşılığı olarak Türkçe’de yanıltmaç,çatışkı ve çelişki sözcükleri kullanılmaktadır.

Bir müfettiş teftiş edeceği kurumun müdürüne kurumunu 1 hafta sonra tahmin edemeyeceği bir günde teftişe geleceğini söylüyor ama gününü söylemiyor. Müfettişin hangi gün geleceğini tahmin edebilir misiniz?

 

Okumaya devam et

Bazı Böcekler Suyun Üstünde Nasıl Yürüyebilir?

Çocukluğumdan beri gözlemlediğim, derelerin üzerinde batmadan duran böceklerin sırrını da öğrenmiş olduk bu yazı sayesinde.

Suyun yüzey gerilimi, su üstünde zar gibi ince bir tabaka meydana getirir. Bu nedenle ,ayakları tüylü ya da yağlı bazı böcek türleri, su üstünde batmadan yürüyebilirler. Kibriti yavaşça suya bıraktığımızda batmamasının sebebi de yüzey gerilimidir.

Kaynak : Bilim Çocuk Dergisi

 

Altın Oran Ve Fibonacci Dizileri

Fibonacci Dizileri her sayının kendinden önceki sayı ile toplanması sonucu oluşan sayı dizisidir. Bu şekilde devam eden bu dizide sayılar birbirleriyle oranlandığında altın oran ortaya çıkar, yani bir sayı kendisinden önceki sayıya bölündüğünde altın orana gittikçe yaklaşan bir dizi elde edilir.

Örnek bir Fibonacci dizisi: 4, 7, 11, 18, 29, 47, ……        veya     0, 1,1, 2, 3, 5, 8, 13,21, 34, …..

Fibonacci dizisi herhangi iki sayıdan başlayabilir.

Fibonacci sayı dizisindeki sayıların birbirleriyle oranı olan ve altın oran denilen 1,618 sayısı ise doğada, sanatta ve hayatın her alanında görülen ve estetik ile bağdaştırılan bir sayıdır.

Altın oran Pi (π) sayısı gibi irrasyonel bir sayıdır. Matematikte Altın Oranın ifade edilmesi için kullanılan sembol, Fi yani Φ’dir. Altın Oran,  ve ondalık sistemde yazılışı; yaklaşık 1,618033988749894…’tür.(noktadan sonraki ilk 15 basamak) Bu oranın kısaca gösterimi: frac{1+sqrt{5}} {2} olur.

Leonarda Fibonacci’nin bulmuş olduğu Altın Oran, ya da diğer adıyla Fibonacci Dizilimi, plastik sanatlarda ilk kez  kendisinden 200 yıl sonra adaşı Leonardo Da Vinci ile kullanılmaya başlandı. Da Vinci Mona Lisa ve Son Akşam Yemeği tablolarında altın oranı kusursuz bir şekilde kullanmıştır.

Altın Oran yaklaşık 1,618 sayısına eşittir.

Bir doğru parçasının (AB) Altın Oran’a uygun biçimde iki parçaya bölünmesi gerektiğinde, bu doğru öyle bir noktadan (C) bölünmelidir ki; küçük parçanın (AC) büyük parçaya (CB) oranı, büyük parçanın (CB) bütün doğruya (AB) oranına eşit olsun.

Altın Orana Nerelerde Rastlanır?

– Ayçiçeğinin merkezinden dışarıya doğru sağdan sola ve soldan sağa doğru taneler sayıldığında çıkan sayılar Fibonacci Dizisinin ardışık terimleridir.

– Papatya Çiçeğinde de ayçiçeğinde olduğu gibi bir Fibonacci Dizisi mevcuttur.

– Ömer Hayyam üçgenindeki( Pascal üçgeni) tüm katsayılar veya terimler yazılıp çapraz toplamları alındığında Fibonacci Dizisi ortaya çıkar.

– Çam kozalağındaki taneler kozalağın altındaki sabit bir noktadan kozalağın tepesindeki başka bir sabit noktaya doğru spiraller (eğriler) oluşturarak çıkarlar. İşte bu taneler soldan sağa ve sağdan sola sayıldığında çıkan sayılar, Fibonacci Dizisi’nin ardışık terimleridir.

– Bitkilerin yapraklarının dizilişinde bir Fibonacci Dizisi söz konusudur; yani yaprakların diziliminde bu dizi mevcuttur.

– Mimar Sinan’ın da birçok eserinde Fibonacci dizisi görülmektedir. Mesela Süleymaniye ve Selimiye Camileri’nin minarelerinde bu dizi mevcuttur

– Dişlerimizin dizilişi

– Her bir parmağı oluşturan kemiklerin birbirleriyle orantısı

– Deniz kabukları

– DNA Sarmalları

– Kar kristalleri

– Satürn’ün halkaları

Kaynaklar :

Popular Science Dergisi 2013 Ocak Sayısı Sayfa 57

http://tr.wikipedia.org/wiki/Fibonacci_Dizisi

http://tr.wikipedia.org/wiki/Altin_oran

http://tr.wikipedia.org/wiki/Leonardo_Fibonacci

 

Fibonacci Sayıları ve Altın Oran ile ilgili 2 tane mükemmel video;

İngiltere’de Trafik Neden Soldan Akar?

Bir zamanlar herkes İngilizler gibi yolun solundan gidiyordu. Bunun için de çok geçerli bir sebep vardı. Yüzyıllarca önce yolun karşısından gelenin dost mu, yoksa düşman mı olduğunu kestirmek mümkün değildi. İnsanların çoğu sağ ellerini kullandıkları için, yolun solundan, duvar dibinden (yaya veya atla) giderek sol taraflarım emniyete alır, sağ ellerini kılıçlarını hemen çekecek şekilde hazır bekletirlerdi.

Yolun solundan seyahat, ilk defa 1300 yıllarında, papanın Roma’ya gelecek hacıların yolda karmaşaya sebep vermemeleri için, yolun solundan gitmelerini söylemesiyle resmileşti ve yüzyıllar boyu devam etti.

18. yüzyılın sonlarında ABD’de birçok atın çektiği posta arabalarında, sürücü koltuğu yoktu ve sürücü en arkada ve soldaki atın üstünde oturuyordu. Bu da yolun solundan gidildiğinde karşıdan geleni ve yolun kontrolünü zorlaştırıyordu.

Çok geçmeden ABD’de trafik sağdan işlemeye başladı. Fransız İhtilali sırasında, ihtilalin liderlerinden Maximilien Robespierre, büyük bir olasılıkla Katolik kiliseye meydan okuyanlara bir jest olsun diye… Okumaya devam et

Deniz Ve Göllerin Neden Yalnızca Yüzeyi Buz Tutar?

Suyun en yoğun hali +4 ºC’de gözlenir. Soğuk havaya maruz kalan su,yüzeyden itibaren soğumaya başlıyor ve +4ºC sıcaklığa erişen su molekülleri en dibe çöküyor. Yine suyun molekül özelliğinden dolayı donan suyun hacmi arttığı için yoğunluğu sıvı halinden daha düşük hale geliyor ve yüzey buz oluyor.

 

Bu konu ile ilgili Tubitak Bilim Teknik Dergisi Merak Ettikleriniz köşesine gelen bir soru ve cevabı;

Deniz ve göllerin yüzeyinin buz tutmasına rağmen altında canlılar nasıl yaşar? (Ufuk Kavuzlu)

Bunun nedeni, suyun kimyasal yapısının bir sonucu, suyun en yoğun halinin +4°C’de gözlenmesidir. Su sistemleri soğuk havaya maruz kaldığında, su yüzeyden itibaren soğumaya başlar. Soğuma sırasında +4°C sıcaklığa erişen su molekülleri, en yoğun halde olmaları nedeniyle en dibe çökerler. Bu sayede de, yüzeyde buz tabakası yer almasına rağmen, tabakanın altı daima 0°C’den farklıdır, en dipteki su tabakası da +4°C’dedir. Suyun ısı alışverişi sürekli olarak devam ettiği için, yoğunlaşarak dibe çöken ve +4°C’den saparak yukarı çıkan su molekülleri, suda bir döngü oluşmasına neden olur. Suyun bu özelliği, canlılık için oldukça önemlidir.

Cevaplayan: Deniz Candaş

Orijinal bağlantı: http://www.biltek.tubitak.gov.tr/merak_ettikleriniz/index.php?kategori_id=11&soru_id=1243

Hayvan Fotoğrafları

Objektiflerin Durdurduğu Anlar

DSC_0265

Kedicik. Soğuktan titreyen aç, yavru bir kedi. Annesi yemek aramaya gitmiş. Verdiğim poğaçayı hemen yedi. Kediyi biraz sevdim. Soğuktan titreyişini elimle daha da net hissettim.

Var Mı Yan Bakan?

Var Mı Yan Bakan?

Sabah Jimnastiği

Sabah Jimnastiği

2013-956-1
  Orman Ve Su İşleri Bakanlığı Giresun Şube Müdürlüğü İnternet Sitesinden Alınmıştır.
 k
 k
IMG667
 Masumiyet
l
l
dost
 Mazlum ve Masum
l
l
Vahşi Yaşam Fotoğrafçısı
  Vahşi Yaşam Fotoğrafçısı Gregoire Bouguereau tarafından çekildi.
l
l
529433_10151290330849053_1443610738_n
 KUZU VE GÜNEŞ – Fotoğrafı kullanmama izin veren İbrahim YILDIZ Hocam’a teşekkür ederim.
l
l
ordek
 Serinlik
l
l
kedi-7_0
 Gölge etme, başka ihsan istemez.
l
l
kedi-6_0
 Gölge etme, başka ihsan istemez-2
l
l
7215231
 KEDİKONDU
l
l
dscn7177
 Bırakın Beni!
l
l
dscn4248
  Kim O?
l
l
dscn1937
 Açık bir çay daha!
l
l
dscn0929
 O ses Neydi?
l
l
ghfg
 Diğerleri Nerede?
l
l
7215229
 Herkese Günaydın
ll
l
 253453_228495603827629_100000015741726_945317_7331125_n
 Aynı anda  aynı yere bakan 5 ördek.
l
l
 27102007090
Fotoğrafı çeken kişi bilgisi verilmeyen fotoğraflar benim tarafımdan çekilmiştir.