Sağdaki kaydırma çubuğunu kullanarak 2. bölgedeki şekli orijin etrafında 90,180 ve 270 derece saat yönünde veya saat yönünün tersi yönde döndürerek sıralı ikilileri belirleyiniz. Her bir dönme hareketi için genelleme yapmaya çalışınız.
2. bölgedeki şekli istediğiniz konuma sürükleyebilirsiniz. Şekli oluşturan noktaları istediğiniz konuma taşıyarak şekli değiştirebilirsiniz.
Sağdaki kaydırma çubuğunu kullanarak 2. bölgedeki şekli orijin etrafında 90,180 ve 270 derece saat yönünde veya saat yönünün tersi yönde döndürerek sıralı ikilileri belirleyiniz. Her bir dönme hareketi için genelleme yapmaya çalışınız. 2. bölgedeki şekli istediğiniz konuma sürükleyebilirsiniz. Şekli oluşturan noktaları istediğiniz konuma taşıyarak şekli değiştirebilirsiniz.
Aşağıda eski dönemlerde yaşamış olan bazı bilim adamlarının ortaya attığı “ışığın kaynağı gözdür” düşüncesine karşı diğer bilim adamlarının ortaya attığı düşünceleri özet şekilde aktarıyorum.
Yanlış düşünce
El-Kındi:Görmeyi sağlayan ışığın kaynağı gözdür. Çünkü eğer ışınlar dışarıdan geliyor olsaydı, tıpkı kulak gibi gözünde hareketsiz olması ve yalnızca bu ışınların alıcısı olması gerekirdi.
EĞER IŞIK GÖZDEN ÇIKIP CİSİMLERE ÇARPINCA GÖRSEYDİK:
Doğru düşünce-1
Razi: Görme gözden çıkan ışık ışınlarıyla oluşmaz. Çünkü Okumaya devam et →
Üst düzey mekanik saat tutkunlarının bildiği gibi Tourbillion, mekanik saatlerin zirve noktasıdır. Peki, Tourbillon mekanizması tam olarak nedir ne işe yarar?
Mekanik saatler, yere yaptığı açı değiştikçe yerçekiminin etkisi ile ileri ya da geri gider. Yani mekanik saatler yere paralelken daha hızlı giderken, yere dik olduğunda daha yavaş gider. Mekanik saatler 4 farklı pozisyonda kalibre edilerek en makul ayar bulunur. Kol saatlerinde bu nispeten kolaydır; zira saat kolda sabit açıyla durmaz, ileri veya geri gideceği süreler birbirini dengeler. Ancak, cep saatleri genelde cepte hep aynı şekilde yere 90 derecelik açı ile dik dururlar ve saat pandülün hep aynı açıyla durmasından dolayı ayar kaybeder. İşte, Tourbillon, bu sorunu gidermek için pandülün sabit durmasını önleyen Abraham Louis Breguet tarafından 1798 yılında icat edilen bir sistemdir.
Mermi ışık hızından daha hızlı giderse insanlar tabanca ile işlenen bir cinayeti sondan başa doğru göreceklerdir. Yani insanlar merminin öldürülen insanın vücudundan çıktığını ve tabancanın namlusuna girdiğini görecektir.(Her şeyi sondan başa doğru göreceklerdi.) Çünkü insanlar ışık hızından daha hızlı göremez.
Görme engelli polis memurları Hollanda ve Belçika da şüpheliler arasındaki konuşmaların bant kayıtlarını analizde kullanılıyor. Görme engelli polis memurları arka plandaki sesleri çok daha iyi belirlemekte ve farklı konuşmacıları birbirinden ayırmakta kullanılıyor.
Kaynak: GEO Dergisi 2009 HAZİRAN sayfa 99
İngiltere`de yapılan bir araştırmada ise, renk körlerinin birbirine yakın renkleri karıştırmalarına rağmen, arazi üzerindeki askeri kamuflajı çok net fark edebildiklerini ortaya koydu. Bilim adamları bu durumun sebebini, renk körlerinin normal insanların aynı renk zannettiği iki farklı rengi birbirinden rahatlıkla ayırabilmeleri olarak açıklıyor. Cambridge Üniversitesi`nde yapılan araştırmada, renk körlerine ve renk körü olmayan insanlara renk katalogları gösterildi. Bu katalogları inceleyen denekler, normal gören insanların birbirinden ayıramadıkları ve aynı renk olarak gördüklerini söyledikleri renkleri birbirinden farklı olarak tanımladı. Renk körlerinin bu özelliği, ilk kez 2`nci Dünya Savaşı sırasında fark edilmişti. Dönemin komutanları, renk körü olan askerlerin arazi ile aynı renkte hazırlanmış olan kamuflaj giysileri uzaktan fark edebildiklerini rapor etmişti.
Çaydanlığı su kaynatmak üzere ocağın üzerine koyduğumuzda zaman sonra bir tıslama sesi çıkar. Bu ses zamanla artar ve su kaynamaya başlayınca kesilir. Çünkü çaydanlığın önce alt tarafı ısınır. Sıcaklık yükseldikçe dipte buhar kabarcıkları(hava kabarcıkları değil) oluşur. Sudan daha hafif olduklarından yukarı doğru yükselen bu kabarcıklar üst kısımlarda daha soğuk olan su tabakaları ile karşılaştıklarında sönerler. Bu arada biz de tıslama sesi duyarız. Çaydanlıktaki suyun tamamı kaynama noktasına kadar ısıtıldığında, buhar kabarcıkları sönmezler; çünkü üst kısımlarda karşılaşabilecekleri soğuk bir tabaka kalmamıştır.
Kaynak : Gündelik Bilmeceler – Partha Ghose – TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları
Çok güzel bir kitap tavsiye ederim. Bu kitabı bana hediye eden asker arkadaşım Resul ÇELEBİ’ye teşekkür ederim.
Karada, yer çekimi gücü bizi aşağıya doğru çekerken suyun içinde, aşağıdan yukarı doğru itiliriz. Sudan dışarı çıktığımızda ise suyun kaldırma kuvveti dediğimiz etkiden kurtulmuş oluruz. Bu sırada, yer çekiminin baskısına alışıncaya kadar, bir duygu yanılması ile karşılaşır ve kendimizi ağırlaşmış hissederiz. Kendimizi ağır hissetmemizde az da olsa saçımızın, vücudumuzun ve şortumuzun ıslanmış olması da etkilidir.