Siteme Ulaşımın Kesilmesi

Değerli Ziyaretçilerim;

Son iki aydan beri, ayın son 3 günü siteme ulaşım mümkün olmadı. Bunun nedeni web barındırma hizmetimin10 GB olan aylık trafiğinin erken dolmasıydı. Her ne kadar biraz daha fazla ücret ödeyip yeni bir web barındırma hizmeti alsam da sitemin ziyaretçi sayısının artması beni sevindirdi. Bundan sonra sitem limitsiz trafiğe sahip Almanya’daki bir sunucuda veya olası bir terslikte 50 GB trafiğe sahip Fransa’daki başka bir sunucuda barınacak. Umarım bundan sonra siteme ulaşımda sıkıntı yaşanmaz.

Sitemi ziyaret eden tüm kullanıcılara teşekkür eder, sitemde hoş vakit geçirmelerini temenni ederim.

trafik

Ah Şu Soru İşaretleri

Bilim Teknik Dergisinin 2015 Haziran sayısında Zeka Oyunları köşesindeki bu soru dikkatimi çekti. Soruyu benim için ilginç kılan cevabı bulmak için farklı 2 açıdan düşünülmesi gerekmesiydi.

Soru işaretlerinin yerine hangi rakamlar gelecek?

soru-isareti

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Cevap :  Okumaya devam et

Şah Sultan

sah-sultanYaklaşık bir yıldan beri başucumda duran ve okumaya fırsat bulamadığım İskender PALA’nın “Şah Sultan” adlı kitabını nihayet okudum. Belki de kitabı daha önceden okuyan eşimin kitabı çok beğenmesiydi bana kitabı geç okutan. Bu yüzden kitabı okumayı geciktirip yıllandırdım biraz kafamda.

Birisi öz annesini öldürtmüş, diğeri babasını derdest edip kardeşlerini, yeğenlerini ve vezirlerini öldürtmüş iktidar hırsı ile yanıp tutuşan  iki hükümdar.

Sonradan Şah İsmail’in yeğeni olduğunu öğrenen küçük bir çocuk ile Hasan ve Hüseyin adlı ikiz kardeşlerin anlatımlarıyla hayat bulan hikaye insanı farklı dünyalara götürüyor. Küçük çocuk sevginin ne olduğunu keşfetmeye çalışıyor. Hikaye boyunca sevginin envayi çeşit tanımını yapıyor. İkiz kardeşlerden birisi kızılbaşların hükümdarı Şah İsmail’in diğeri ise Şah’ın can düşmanı Sultan Selim’in has adamı.

Bir sevenden sevgiliye verilen bir incinin önce Şah İsmail’e, ardından Çaldıran Savaşı’nda Şah İsmail’le dövüşen bir Osmanlı askerine, ondan Sultan Selim’e ve tekrar sevgilinin eline geçmesi ve en sonunda toprağa gömülmesi şeklinde son bulan yolculuğunun tarihle yoğrularak anlatıldığı güzel bir hikaye…

Kitabı okumadan önce alevilik inancı ile ilgili bazı kavramlar hakkında ön bilgiye sahip olmanız faydalı olacaktır. Yoksa benim gibi kitap okumayı bölüp zaman zaman google amcaya soru sormak zorunda kalacaksınız. Kitap okunduktan sonra sizi bazı konularda araştırma yapmaya teşvik edecektir. Kendi adıma konuşursam Sultan Selim’in küpe takıp takmadığı muamması bunlardan biri.

Daha önce İskender Pala’nın Lale Devrinde geçen bir hikayeyi Lale Devri ve Patrona Halil isyanını da harmanlayarak anlattığı “Katre-i Matem” adlı kitabını ve yine Yunus Emre’nin hayatını konu alan “OD” adlı kitabını okumuştum.(Katre-İ Matem matem damlası demektir. Aynı zamanda bir lale cinsinin adıdır.) Dili edebiyat ve tarihçi olmayanlara göre biraz ağır olsa da hoşuma gitmişti. Şah Sultan’ı daha da beğendim. Katre-i Matem’e göre anlatım daha sade ve oldukça sürükleyici. Özellikle insana kitabı okumayı bıraktıracak gibi görünen ilk 5-6 bölümün ardından kitabı elinizden bırakamıyorsunuz.

“OD” ise insanı tasavvuf dünyasına götürerek günlük işlerden ve kaygılardan sizi alarak çok farklı diyarlara götürüyor.(ODUN:ateş veren şey, OD: ateş demek. Tasavvufta ise gönülleri tutuşturan alev demek). Kitaptan aklımda kalan en can alıcı bölüm ise Mevlana’nın Yunus Emre hakkında söyledikleriydi. “Sufilik yolunda hangi makama erişmişsem, şu Türkmen kocası Yunus’un ayak izini orada gördüm”

Şah Sultan’a dönecek olursak, müthiş bir araştırma ve emeğin harcandığı, kitabın kaynakça kısmının oldukça zengin olmasından belli.

Aşağıda, Şah Sultan’da  geçen bazı konularla ilgili Tarihçi Erhan AFYONCU’nun başlıklar halinde verdiği bilgiler mevcut;

Yavuz Sultan Selim’in küpe takıp takmadığı muamması;

yavuz-sultan-selim

Yavuz Sultan Selim denince aklımıza hep kulağı küpeli, palabıyıklı bir resim gelir. Daha sonraki dönemde yapılmış olan bu resim, tarih ders kitaplarında kullanıldığı için herkes Yavuz’u böyle tanır.

Hatta kulağındaki küpenin sebebi üzerine birçok hikâye uydurulur. En ilginç rivayetlerden biri Okumaya devam et

Saat Tamircisi

00-013277Saatlerle ilgili araştırma yaparken; yazar Hasan MAHİR’in kişisel sitesinde “Saat Tamircisi” adlı yazısına rastladım. Oldukça hoşuma giden bu yazıyı sağ olsun kendisi sayfamda yayınlamama izin verdi. Bu güzel yazıyı beğeneceğinizi umuyorum.

Saat Tamircisi

Sabah namazının hemen çıkışında dükkânının kapısını açtı Abbas Usta. Tik tak, tik tak,tik tak korosu karşıladı kendisini. Ustalarını görmenin mutluluğunu yaşıyordu sanki saatler. Tik tak sesi Abbas ustaya mutluluk veren dünyanın en güzel sesiydi.

Her sabah olduğu gibi dükkânın vitrinindeki altın kaplamalı köstekli saati çıkardı. Kurmak için zembereği çevirdi. Saat çalışmadı. Ne yelkovanda nede akrepte bir hayat belirtisi vardı. Okumaya devam et

Kaç Kare Çizilebilir?

Screenshot_1

 

 

 

 

 

 

 

Noktalar arası yatay ve dikey uzaklıklar eşittir.

Cevap 8 DEĞİL

Okumaya devam et

Saat Kaç Defa Çalar?

klasik-duvar-saatiSaat başı saat sayısı kadar ve her yarım saatte bir çalan saat 1 günde kaç defa çalar?

Okumaya devam et

Tenis Turnuvası

tenis21 oyuncunun katıldığı tenis turnuvasında şampiyonu belirlemek için kaç maç yapılması gerekir? Okumaya devam et

Dönme Simetrisi

Bu başlıkta öğrencilere soyut gelen dönme simetrisi konusunu daha somut hale getirmek için biraz uğraştım. Bunun için Geogebra programı ile aşağıdaki animasyonu hazırladım. Animasyonu incelemeden önce aşağıdaki kısa bilgiler işinize yarayacaktır.

Çeyrek dönme:
90 derecelik dönmeye denir.(90 derece tam dönme olan 360 derecenin çeyreğidir)

Yarım dönme: Merkezi dönme de denir. 180 derecelik dönmedir. 180 derecelik dönmeye noktaya göre simetri denir.(180 derece tam dönme olan 360 derecenin yarısıdır.)
Tam Dönme : 360 derecelik dönmeye denir. Bir şekil kendi etrafında 360 derece döndürüldüğünde yine kendisi ile çakışır.
DÖNME SİMETRİSİ: Bir şekil kendi etrafında 360 derece döndürüldüğünde yine kendisi ile çakışır. Bazı şekiller ise 360 dereceden daha küçük açı ile döndürüldüğünde yine kendisi ile çakışır. Böyle şekiller dönme simetrisine sahiptir.

Bir şekli kendi merkezi etrafında döndürdüğümüzde, 360 dereceden küçük açılı dönmelerde en az bir defa kendisi ile çakışıyorsa  bu açıya en küçük dönme simetri açısı denir.

Dönme simetrisinde verilen geometrik şeklin en küçük dönme simetri açısı bulunurken; verilen şeklin tam ortasına dönme merkezi işaretlenir. Verilen geometrik şeklin kaç eşit kenarı varsa o kadar dönme simetri sayısı vardır.  360 derece bu kenar sayısına bölünerek en küçük dönme simetri açısı bulunur. Başka bir ifade ile “n” kenarlı bir düzgün çokgende  360/n işleminin sonucu en küçük dönme simetri açısını verir. Bir düzgün çokgenin kenar sayısı kadar dönme simetri sayısı vardır.

Not: Animasyonun sol alt tarafındaki butona tıklayarak animasyonu durdurabilirsiniz. Kaydırma çubuklarını sağa veya sola kaydırarak saat yönünde veya saatin tersi yönündeki dönme hareketlerini ve dönme simetri açılarını inceleyebilirsiniz. Sayfanın sol alt köşesindeki küçük butona tıklarsanız animasyon durur.


Orijinal çalışma sayfasını incelemek için aşağıdaki bağlantıya tıklayınız.(bağlantıdaki sayfada ikizkenar üçgenin ve ok şeklinin dönme simetrisi yoktur.

http://tube.geogebra.org/student/m763705

Konu hakkında bilgi veren metinleri Ömer Askerden Hocamın hazırlamış olduğu bir sunudan derledim. Geogebra programı ile hazırlanan yukarıdaki animasyonu ise kendi imâlatımdır.

Kâr Mı, Zarar Mı? Yoksa…

20 TL’ye aldığınız bir ürünü 21 TL’ye satıyorsunuz. Sonra aynı ürünü 25 TL’ye tekrar satın alıp, 26 TL’ye satıyorsunuz. Bu alış verişler sonunda kâr mı ettiniz yoksa zarar mı?

 

Okumaya devam et

Sadece Eleştirmek

Hindistan da çok ünlü bir ressam varmış.

Herkes bu ressamın yaptıklarını kusursuz kabul edecek kadar beğenirmiş ve onu ‘Renklerin Ustası’ anlamına gelen Ranga Çeleri olarak tanısa da; kısaca Ranga Guru derlermiş.

Onun yetiştirdiği bir ressam olan Raciçi ise artık eğitimini tamamlamış ve son resmini yaparak Ranga Guru’ya götürmüş ve ondan resmini değerlendirmesini istemiş.

Ranga Guru ise;

– Sen artık ressam sayılırsın Raciçi. Artık senin resmini halk değerlendirecek, diyerek resmi şehrin en kalabalık meydanına götürmesini ve en görünen yerine koymasını istemiş. Yanına da kırmızı bir kalem koyarak halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı bırakmasını istemiş. Raciçi denileni yapmış ve birkaç gün sonra resme bakmaya gittiğinde görmüş ki, tüm resim çarpılar içinde ve neredeyse görünmüyor. Çok üzülmüş tabi. Emeğini ve yüreğini koyarak yaptığı tablo kırmızıdan bir duvar sanki. Alıp resmi götürmüş Ranga Guru’ya ve ne kadar üzgün olduğunu belirtmiş.
Okumaya devam et