
Tarihçi değilim ama Liman Von Sanders’in düşmanın Saroz Körfezi’den çıkarma yapacağını ısrarla belirtip askerlerimizi buna göre yerleştirmesi, düşmanı sahilde değil de daha iç kesimlerde karşılamaya çalışması Almanların Çanakkale Cephesi’nde savaşın uzamasını böylece Almanların savaştığı cephelerin yükünün azalmasını sağlama amacını gütmekte olduklarını gösteriyor. Başta Esat Paşa, Mustafa Kemal ve bir çok Osmanlı subayının bu konuda Enver Paşa’yı uyarmasına rağmen Enver Paşa’nın insiyatifi Alman generale bırakmasına kızmamak elde değil. Osmanlı subaylarının öngörüsüne göre tertibat alınsaydı savaşın daha kısa süreceği ve daha az can kaybının olacağı yadsınamaz bir gerçek olarak kitapta karşımıza çıkıyor.
Bir kez daha öğrendim : Türk Milletinin ne kadar asil ve fedakar bir millet olduğunu
Bir kez daha anladım: Mustafa Kemal Atatürk’ün dehasını, kuru Türk milliyetçiliğinin Türk milletine verdiği zararları, boş hayaller kuranlarla gerçekleştirecekleri şeylerin hayalini kuranlar arasındaki farkı
Kendi Kendime Sordum : 5. Ordu komutanlığının Alman General Liman Von Sanders’e verilmesi, böylece bu komutanın Çanakkale’deki tüm idari yetkiyi eline alması hangi sivri zekalının aklına geldi?
Kendi kendime söylendim : Elin subayıyla savaşa girilmez şeklinde tarihin bize verdiği dersi iyi öğrenememişiz ki elin Heron’u ile terörle mücadele etmeye çalışmışız.
Ağladım : Okuma yazma bilmeyen asker Kara Emin’in memleketten gelen mektubunu okuyan arkadaşının mektupta yazan ama Kara Emin’e söylemediği bölümde.