Ramanujan Ve 1729’un Hikayesi

ramanujanYıllar önce Bilim Teknik dergisinde okuduğum bu hikayeyle tekrar karşılaşınca sizlerle de paylaşmak istedim. 1729’un hikayesine başlamadan önce hikayenin kahramanı hakkında biraz bilgi edinelim.

Srinivasa Aiyangar Ramanujan Güney Hindistan’da, kast sisteminde en yüksek tabaka olan Brahman bir ailede doğar. Ailesinin maddi durumu pek iyi değildir. Vefatından çok daha sonra hakkında bir kitap yazan abisi çok zor ve gururlu bir çocuk olduğunu söylüyor. Matematiğe olan ilgisi çok küçük yaşından göstermiş kendini. Çok çabuk hesap yapabilen, okula başladığı ilk yıllarda ödüller kazanan bir çocukmuş.

Matematiğe olan ilgisi, ve sadece matematiğe ve matematikle ilgili olan derslere merakı üniversiteye girmesine engel.

Evden kaçmayı denemiş, üniversite değiştirmiş, diğer derslerden yine kaldığı için burs hakkını kaybetmiş. Sonunda içine kapanık olarak tabir edilebilecek birisi olmuş. İki yıl hiç dışarı çıkmadan eve kapatmış kendini. Bu zaman zarfında bir şekilde eline geçmiş olan ne herhangi bir açıklama, ne bir ispat bulunduran bir formül kitapçığını okumuş durmuş.

20 yaşına geldiğinde annesi onu evlendirmeye karar vermiş. Artık evli bir adam olduğunda evine ekmek getirmek için iş aramak zorunda kalmış. Pek dikkat, özen gerektirmeyen bir işe girmiş, boş vakitlerinde formüller yazıp çizmeye devam etmiş.

Bunları ilk kez 21 yaşında İngiltere’ye zamanın ünlü matematikçilerine göndermiş. Birkaç cevapsız mektuptan sonra Godfrey Hardy’den cevap gelmiş. Hardy ve Littlewood ile birlikte Ramanujan’in gönderdiği bazı formüllerin ispatlandığını, ama diğerlerinin ispatlanamayacak kadar zor olduklarını farketmiş ve kendisini İngiltere’ye davet etmiş.

İlk başlarda yine dinsel sebeplerden ötürü ailesinin karsı çıkmasına rağmen (Brahmanların su üstünden geçme yasağı, yurtdışında uygulayamayacağı ritüel yemek talimatı vs.) onları ikna etmesini başarır ve 1913 yılında İngiltere’ye gider.

Hardy’nin yardımlarıyla Trinity College’de eğitimini en iyi şekilde tamamlar, birçok formül altına imzasını atar. Ramanujan bulduğu formüllere gece rüyasında kanlı harflerle duvara yazılı şekilde gördüğünü söyler, Hardy’ye bu formüllere ispatlamak ya da ispatlamaya çalışmak kalır.

Genç yaşında yakalandığı verem hastalığı sebebiyle 18 ayını bir sanatoryumda geçirmek zorunda kalır. Çıktıktan sonra kendini hem hastalığından ötürü, hem yalnızlıktan, memleket hasretinden, hem alışamadığı hava koşullarından, yemeklerden ötürü olsa gerek kendini o kadar kötü hisseder ki bir Londra’da metronun önüne atlayarak intihara teşebbüs eder, kurtarılır.

Tekrar hastaneye kaldırılır. Burada efsanevi 1729 hikâyesi yaşanır. Bu numara Hardy’nin kendisini ziyarete gelirken bindiği taksinin numarasıdır ve Ramanujan taksinin numarasına bakıp, ‘çok ilginç’ demiş. Büyük matematikçi Hardy, Ramanujan’ın neden söz ettiğini anlamamış ve ne demek diye çıkışmış. Aklını rakamlardan başka şeylerle meşgul etmeyen Ramanujan, 1729’un iki farklı biçimde iki sayının küplerinin toplamı olan en küçük sayı olduğu söylemiş:

1729 = 123 + 13 = 103 + 93
Ramanujan evine dönmek için I. Dünya Savaşının bitmesini beklemek zorunda kalır ve evine döndükten iki yıl sonra vefat eder.

Ölmeden önce bir eşitliği bulmuş ama ispatlamaya ömrü yetmemiş.

Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/Srinivasa_Aiyangar_Ramanujan

Bir başka hikayeye göre ise Hintli matematik dehası Ramanujan hastanede yatarken, ünlü İngiliz matematikçi Hardy onu ziyarete gelir. Hardy 1729 numaralı taksiyle geldiğini ve bu numaranın kendisine önemsiz gözüktüğünü ve uğursuz bir şey olmasından korktuğunu söyleyince Ramanujan hemen cevap verir: Hayır, bu çok ilginç bir sayıdır; iki pozitif tam sayının küplerinin toplamı olarak, iki farklı şekilde yazılabilen en küçük sayı olduğunu açıklar: Gerçekten de 1729 = 123 + 13 = 103 + 93 dir.

Cemal Hoca’nın Notu : Her evden kaçıp, intihara teşebbüs eden matematik dahisi olacak veya her okuldan atılan Edison olacak diye bir kural yok. Bu örnekler çok düşük olasılıkla gerçekleşen istisnai örneklerdir. Özellikle çocuğu çok yaramaz ve derslere karşı ilgisiz olan bir kaç veliden: Hocam benim çocuğum çok zeki ama dağınık, ders çalışmıyor, Edison’da öyleymiş ama elektriği bulmuş diye çocuğunun da Edison olacağını ümit etmesi ve çok bilmiş bazı piskologların ve kişisel gelişim kitabı yazarlarının da bu uç örnekleri anlatıp kendilerine önem atfetme çabaları bu notu yazmama neden oldu. Unutulmamalı! Dışarısı zeki ama zekasını kullanmayan insanlarla dolu. Zeka, çalışma ve disiplin varsa bir anlam ifade eder.
Cemal Hoca’nın 2. Notu : Bugün evlerde kullandığımız Elektriği Edison değil Nicola Tesla bulmuştur. Hatta Edison bugün evlerde kullandığımız elektriğin yani alternatif akımın kötü bir şey olduğunu ispat etmek için elektrikli sandalye geliştirerek halkın gözü önünde bizzat canlı hayvan ve ölüm mahkumu insanlara elektrik vererek kendi icadı olan doğru akımın yaygınlaşmasını sağlamaya çalışmıştır. Bilgi için www.karadenizli.biz/yaren/ihanete-ugramis-dahi-nicola-tesla/ bağlantısındaki yazıyı okuyabilirsiniz.

Cemal Hoca’nın 3. Notu :Edison’un ahlaki yönden ne kadar zayıf , çıkarcı biri olduğunu Google’da Edison ve Tesla savaşı şeklinde ararsanız net bir şekilde görürsünüz.
Cemal Hoca’nın 4. Notu : Ömrü boyunca 40 dakika derse girmeyen ve girmeyecek olan, hiç çocuk yetiştirmemiş veya evdeki çocuğuna söz geçiremeyen, kontrol edemeyen kişiler, 25 öğrenciyi sınıfta kontrol ederek eğitim ve öğretim faaliyetlerini sürdüren öğretmenlere yönelik eğitim psikolojisi, ders nasıl işlenir, zaman yönetimi, öğrenciye nasıl davranmalı, sınıf yönetimi vb. konularda kitap yazmamalı, eğitim koçluğu yapmamalı, demeç vermemeli.

Bir Cevap Yazın